Her Hafta 1 Filozof

Stoacılar

Kaçınılmaz yaşlanma sürecine ne diyorsunuz? Aklınıza geldiğinde ne hissediyorsunuz? Sizi üzüyor mu? Sonuçta durduramayacağınız bir şey, o zaman endişelendiriyor? Ya da en nihayetindeki olgunluğa ulaşıp “Filozofça tavır” mı sergiliyorsunuz?

İnsanlar başlarına gelen şeyler karşısında “filozofça” davrandıklarını söylediklerinde, sözcüğü Stoacıların kullandıkları anlamda kullanırlar. Bu filozoflar isimlerini Atina’da sık sık buluştukları boyalı bir sundurma olan stoadan almışlardır. İlk Stoacı da M.Ö. 334-262’de yaşamış Kıbrıslı Zenon’dur.

Stoacıların gerçeklik, mantık ve etiğe ilişkin görüşlerinin olması ile birlikte en ünlü oldukları nokta zihinsel kontroldü. Temel düşünceleri ise sadece değiştirebileceğimiz şeyler üzerine endişelenmemiz gerektiğiydi. Diğer konular konusunda kaygılanmak yersizdi. Şüphecilerle olan ortak yanları burada başlıyordu: Huzurlu bir zihin.

Stoacılara göre sevdiğiniz bir insanın ölümü karşısında bile duygularınıza kapılmamalısınız, çünkü sizin yapabileceğiniz bir şey yoktu. Başımıza gelen şeylerin bazıları kontrolümüz dışında olsa da her olaya karşı olan tutumumuz bizim kontrolümüz altındadır. Hislerimiz ve düşüncelerimizden sorumluyuz. Yani duygusal dalgalanmalar Stoacılara göre anlamsızdır, duygular kendiliğinde gelmezler, onları biz seçeriz.

Bir başka ünlü Stoacı Cicero idi. Cicero M.Ö. 106-43 yılları arasında yaşamıştır. “Yaşlılık Üzerine” adlı kitabında kaçınılmaz son olan yaşlılığın dört ana sorununu dile getirmiştir: Çalışmak zorlaşıyor, beden zayıflıyor, fiziksel hazların verdiği zevk azalıyor ve ölüm yaklaşıyor. Ayrıca kitabında bu kaçınılmaz ile mücadele etmek yerine onu kabullenerek yaşamanın en doğru yol olduğunu belirtmiştir. Başka bir yorumu da ruhun sonsuza kadar yaşadığı ve bu nedenle ölümden korkulmaması gerektiğiydi.

Benzer dönemlerin başka bir Stoacısı Seneca idi. Seneca da M.Ö. 1 – M.S. 65 yılları arasında yaşamıştır. Seneca der ki, yaşamın uzun olduğundan şikayet edeni nadiren duyarız. Yapmamız gereken çok şey var ama zamanımız azdır. Ancak Seneca bunun tam bir yanılsama olduğunu söyler. Aslında yaşam kısa değildir, birçoğumuz zamanı kötü kullanıyoruz, sorun burada. Bunu anlamak için Cicero’nun söylediği gibi yaşlanmayı beklemek Seneca’nın görüşüne tersti. Yaşlanmış olmak bir şeyleri başardığımızı göstermez. Bir gemi ile denize açılan ve fırtına ile oradan oraya sürüklenmiş biri yoluculuk yapmış sayılmaz, sadece savrulmuş olur. İşte bu hayatın ta kendisidir. Kontrolsüz olmak, en değerli ve anlamlı deneyimler için zaman bulmaksızın olayların akışına kapılmak, hakiki yaşamdan çok uzaktır.

Daha geç dönem Stoacılardan en meşhur olanı Epiktetus’tur (M.S. 55-135). Zorlu bir hayat yaşamış olan Epiktetus’un düşüncesinin özü: “Düşüncelerimiz bize bağlıdır.”.

Haftaya Augustinus hakkında konuşacağız.

*Nigel Warburton’dan Flesefenin Kısa Tarihi kitabını okumanızı tavsiye ederiz. Yazıda kitaptan oldukça alıntı yer almaktadır.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Herşeyolog