Her Hafta 1 Filozof

“Hiçbir şey bilemeyiz…” Pyrrhon

“Hiç kimse hiçbir şey bilemez, hatta bu bile kesin değildir.”

Şu anda bu yazıyı okuduğunu biliyorsun. Peki, gerçekten okuduğuna emin misin? Bunu yalnızca hayal ediyor olabilir misin?

Pyrrhon, her şeyin sorgulanabilir olduğu görüşünü savunan bir filozoftur. Antik çağın bilinmezciliği olan şüpheciliğin en uç savunucusudur. Bu düşünceye göre kendinizi bir düşünceye adarsanız, hayal kırıklığına uğrarsınız. Pyrrhon, Sokrates’in tek bildiğinin hiçbir şey bilmediği şüpheci tezinin başlangıcı olan bakış açısını çok daha ileriye taşımıştır.

Bu düşüncedeki bir insanın hayatının da oldukça garip olduğu çok da şaşılacak bir gerçek değildir. Hayatına bakıldığında bu düşüncesini tam anlamıyla kariyere dönüştürmüş bir kişidir. Kendisi de Sokrates gibi hiçbir yazılı eser bırakmamıştır. Dolayısıyla kendisi ile ilgili bildiklerimiz de ölümü sonrası hakkında yazılanlardan ibarettir.

Yazılanlara göre kendisi yaşadığı yer olan Elis’te yüksek bir rahip ve çok ünlü bir filozoftur. Pek tabii ki bir şüphecinin uzun yaşayabilmek için etrafında kendisinden daha az şüpheci insanlara ihtiyaç duyacaktır. Pyrrhon bu konuda şanslıydı. Zira bu dünyada çok kısa kalmamış olmasını buna borçluydu.

Hayata yaklaşımı da bir şüpheci ilginçliğindeydi tabii ki. Duyularımıza tamamen güvenemeyeceğimiz düşünürdü. Karanlıkta görünen şeylerden hiçbir zaman emin olunamayacağı gibi bir örnekten yola çıkıp duyularımızın bizi aldatabileceğini söylerdi. Ancak bu haklı bir örnek olsa da Phrryon buradan daha uç noktalara gitmiştir. Uçurumun kıyısından uçuruma doğru yürümekte bir zarar olmadığını düşünmüştür. Çünkü görme duyuları aslında orada bir uçurum olmasa da ona öyle gösteriyor olabilirdi.

Üzerinize doğru dişleri gösterip havlayarak koşan bir köpeğin sizi ısıracağından emin olamayacağınız için kaçmanıza gerek yoktur. Hatta ısırsa da canınızın acıyacağı da kesin değildir. Ya da karşıdan karşıya geçerken arabaların size çarpması kesin mi ki? Çarpmayabilir de…

Ancak tüm bunlara rağmen Phyrron yaşamayı başardı. Ya da farklı bir görüş de tüm bu hikayelerin felsefe ile dalga geçmek isteyen kişiler tarafından uydurulan masallar olduğu yönünde…

Phyrron kendi felsefesini 3 soru ve bunların cevapları ile mutlu olmak isteyen insanlara özetlemişti.

  1. Nesnelerin gerçek yapısı nedir?
    • Dünyanın neye benzediğini kesinlikle bilemeyiz. Hiç kimse gerçekliğin nihai doğasını bilemez. Bu bilgiyi elde etmek insanlar için mümkün değildir. O nedenle bu soruyu unutalım gitsin…
  2. Nesneler karşısındaki duruşumuz ne olmalıdır?
    • Kendimizi herhangi bir görüşe teslim etmemeliyiz. Hiçbir şeyi kesin oalrak bilemeyeceğimizden, tüm yargılarımızı askıya almalı ve hayatlarımızı yargıdan kaçınarak yaşamalıyız. Sahip olduğumuz her arzu, bir şeyin diğerinden daha iyi olduğuna inandığınız gösterir. İstediğinizi elde edemediğinizde mutsuz olursunuz. Ne var ki, bir şeyin diğerinden daha iyi olduğunu bilemezsiniz. Doğru yaşamanın yolu budur.
  3. Nesneler karşısında doğru bir duruştan ne kazanırız?
    • Bu öğretiyi takip edersiniz, hayatınız şöyle olacaktır: Başta herhangi bir şey hakkında muhtemelen ne diyeceğinizi bilemeyeceğiniz için sessiz kalırsınız. Sonunda da tüm endişelerinizden arınırsınız. Bu da bir insanın hayattan bekleyebileceği en iyi şeydir. Tüm bunlar neredeyse dinsel bir deneyim gibidir.

Ancak pek az insan bu derece kayıtsızlığa ulaşabilecek kadar şanslıdır. Hayattaki dinamikler o kadar hızlı ki gün içinde yaptığınız ibadetler ve meditasyonlar bile sizi çok kısa süre için hayatın döngüsü dışında tutabilir. Belki de akli melekelerinden şüphe ettiğimiz bir çok insan bu şanslı kesimdedir.

Haftaya hazzın babası Epikura hakkında konuşacağız.

*Nigel Warburton’dan Felsefenin Kısa Tarihi kitabını okumanızı tavsiye ederiz.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Herşeyolog