Her Hafta 1 Filozof

Hazzın babası – Epikuros

Kendi cenazenizi hayal edin, nasıl olurdu? Kimler gelmiş, ne konuşuyorlar? Hala yukarılarda bir yere konumlanmış izliyorsunuz, değil mi? Sanki hala oradasınız. Birçoğumuz bunun çok olası olduğunu düşünür, ölümden sonraki ruhlar alemi ama hala bu dünya ile bağlantılıyız.

Ancak bir başka tarafta ölümün bir son olduğuna da inananlarımız da var. Bu grup için ise bu hayalde çok büyük bir sorun var. Bu sorun da hayali kurarken orada olduğumuzu düşünerek hayal kurmamızdır.

Kendi ölümümüzü hayal ederken bile orada olduğumuzu düşünmemiz aslında ölüm korkumuzun en büyük sonuçlarından biridir. Kim ölmekten korkmaz ki? Eğer hayatta endişelenecek bir şey varsa o da budur. Bu iç güdüsel bir duygudur.

Tam bu noktada Epikuros der ki, bu korku zaman kaybından başka bir şey değildir. Çünkü ortada yanlış bir mantık yürütme vardır. Aşılması gereken şey ölüm korkusu değil de bu yanlış mantıktır. Sağlıklı düşünüldüğünde bu korku zaten ortadan kalkacaktır. O geldiğinde biz olmayacağımıza göre neden ondan endişeleniriz. Bu endişelere sahip yerine yapacağımız en iyi şey, aklımıza ölüm her geldiğinde buradaki zamanımızın tadını çıkarmaya devam etmektir.

“Ben varsam ölüm yok, ölüm varsa ben yokum.” Epikuros

Epikuros da birçok ünlü filozof gibi Sisam’da doğmuş, hayatının büyük bölümünü Atina’da geçirmiştir. Burada tam bir idol haline gelmiştir. Hayatın amacının haz olduğunu söyleyen birinin etrafında insanlar neden toplanmasın ki? 🙂

Etrafında toplanan öğrenciler ile birlikte ortak bir yaşam sürdü. Grup sadece erkeklerden oluşmuyordu. Grupta kadınlar ve köleler de vardı. Bu durum özellikle yaşadığı dönem (M.Ö. 341-270) için oldukça iddialıydı. Bu iddialı durum tabii ki taraftarı dışında kalan grup tarafından pek de sevilmeyen bir insan olması için yeterliydi.

Tüm öğrencileri ile bahçeli bir evde yaşıyordu. Bu felsefe okulu olan eve “Bahçe” deniyordu. Bu evde öğretilen felsefenin temeli pratikliğe dayanıyordu. İnsan yaşam tarzını değiştirmeliydi. Bu nedenle Bahçe’ye katılanlardan sadece felsefe teorilerini öğrenmek değil, onu pratik hayata da dökmeleri bekleniyordu.

Epikuros felsefesini hepimizin aradığı şeyin haz olduğu gerçeğine oturtmuştu. En önemli şey mümkün olduğunca acıdan kaçınmaktı. İnsanın içsel motivasyonu tamamen budur, acıdan kaçınarak hayatına mutluluğu getirmek. Bunun en güzel yolu da hayatına sadelik getirmek, etrafınızdakilere nazik davranmak ve etrafınızda dostlarınızın olması. Bu şekilde insan arzularının çoğu tatmin edilebilir.

Konu bu kadar basitken bir villa alacak paranız yoksa bir villa için yanıp tutuşmanın yararı yoktur. Bu şekilde bütün hayatınızı asla ulaşamayacağınız bir şey için harcarsınız. Arzularınız sade ise onları tatmin etmek kolaylaşır ve hayatınızdaki şeylerden daha çok keyif alırsınız. Daha da önemlisi ulaşamayacağınız şeyler için vakit ayırmayınca size keyif veren şeylere daha çok vaktiniz kalacaktır. Epikuros’un teorisinin içsel olmasının yanı sıra çok da mantıklı olduğunu söylemek hakkını vermek olur.

Bu düşünce ile zihinsel acıları diner ve geçmişteki hazlar hatırlanarak fiziksel acılara bile dayanılabileceğine inanılır. Sonuçta geçmişte yaşanan hazlar, hatırlandıklarında da insana keyif verirler. Hatta Epikuros’un ölüm döşeğindeyken bir arkadaşına yazdığı mektupta, eski sohbetlerinden aldığı keyfin mevcut hastalığının acılarını hafiflettiğini söyleyerek kendi düşüncesini ne kadar özümsediğini gösterir.

Tabii tüm bunlardan bahsederken atlanmaması gereken en önemli detay şudur ki, Epikuros’un haz kavramı günümüzde farklı algılanmaktadır. Hatta güzel yemekler, lüks, tensel hazlar, zevk ve sefahat düşünkünlüğü olan kişiler Epikurosçu olarak adlandırılır. Epikuros, hazzı ılımlı ve sade olarak ulaşılabileceğini, aç gözlü iştahlardan uzak durulması gerektiğini söylüyordu. Hep fazlasını isteyen hayat tarzından kaçınmayı savunuyordu.

Ancak bir bedende ruh olduğunuzu ve ruhun bedenin ölümünden sonra da yaşayacağını düşünüyorsanız, Epikuros’un haz felsefesinin bir bölümünü dinleyebilirsiniz, ancak ölüm korkusu çözümü size göre değil.

Haftaya Stoacılar hakkında konuşacağız.

*Nigel Warburton’dan Flesefenin Kısa Tarihi kitabını okumanızı tavsiye ederiz. Yazıda kitaptan oldukça alıntı yer almaktadır.

Related Posts

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Herşeyolog